 |
DENİZ GÖKÇE
 |
|
Türkiye'nin krizde diğer ülkelere göre daha şanslı olduğunu dile getiren Akşam Gazetesi yazarı Deniz Gökçe, dünyada bankası batmayan iki ülkeden birisi olduğumuzu söylüyor. Bankacılık sistemimizdeki sorunları çözüp birikmiş döviz rezerviyle krize girmemizin bir avantaj olduğunu ifade ediyor. Ancak cari açığımızın olmasını dezavantaj olarak değerlendiriyor.
***
|
 |
Akşam Gazetesi yazarı Deniz Gökçe, küresel krizde iyileşme yaşanabilmesi için öncelikle ABD'nin toparlanması gerektiğini söylüyor. "Bitmeyen kriz yoktur" diyen Gökçe, 2009'dan 2010'a geçerken ekonomik göstergelerin düzelmeye başlayacağını dile getiriyor. Türkiye'nin kendi içinde yaşadığı sorunlar nedeniyle krize 2008'in ortasında girdiğini söyleyen Gökçe, Türkiye'yi diğer ülkelere göre "şanslı" olarak görüyor. Krizde çok fazla hırpalanmayacağımızı ifade ediyor. Bunun nedenini, Türkiye'nin 2001 krizinde bankacılık sisteminde düzenlemeye gitmesi şeklinde açıklıyor. Gökçe, Türkiye'nin kriz yaşamayan ülkelere ihracat yaparak krizi fırsata dönüştürebileceğini belirtiyor.
 |
"ABD krizden çıktığında tüm dünya krizden çıkar"
|
 |
Ekonomi ve spor yazılarından takip ettiğimiz Gökçe, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun. Çocukluğundan beri futbola ilgisi olan Gökçen'in babası futbolla ilgilenmesini istemiyor. O da rahat rahat futbol oynamak için Ankara'ya Üniversite okumaya gidiyor. Almanya ve ABD'de yaşadığı dönemlerde de futboldan vazgeçmiyor, profesyonel olarak takımlarda futbol oynuyor. Aynı zamanda basketbolla da ilgileniyor. Gökçe'nin hobi olarak başladığı ve zamanla profesyonelleştiği spor, onu spor yazarlığına kadar taşıyor. Gökçe bugün Akşam Gazetesi yazarlığının yanında Behçeşehir Üniversitesi'nde ekonomi dersleri veriyor. Ayrıca 11 yıldır NTV'de Eko Diyalog programını sunuyor. Gökçe'nin Ulusta'ki evinde, hem ekonomik krizi hem de spor tutkusunu ele aldığımız keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Türkiye şu anda krizin neresinde? Şu anki durumu kısaca özetler misiniz?
Dünyada kriz 2008 yılının eylül-ekim ayında finans sistemindeki çöküşle açığa geçti. Bu tarihten bir buçuk yıl önce kriz yavaş yavaş başlamıştı. Kasım 2008'den itibaren de ABD'de ve bütün dünyada reel sektöre etki etti. Dolayısıyla 2008'in son çeyreği ve 2009'un ilk çeyreği krizin tüm dünyada en çok hissedildiği dönem oldu. Ancak Türkiye ekonomisi iç sorunları nedeniyle zaten durgunlaşmaya başlamıştı. 2007'de cumhurbaşkanlığı seçiminde tartışmalar yaşandı. Bu tartışmaların ülkeye olumsuz etkisi olmayacağını düşünüyoruz. Ancak yurtiçi ve yurtdışındaki yatırımcılar, tüccarlar ve ithalatçılar bu durumdan olumsuz etkileniyor. Türkiye 2007'de kendi iç sorunları nedeniyle üretimini yavaşlattı. IMF anlaşmaları ve Ergenekon davasında yaşananlar nedeniyle 2008'in ikinci çeyreğinde ekonomide yavaşlama ve 2008'in üçüncü çeyreğindeyse durgunluk yaşamaya başladı. Dolayısıyla Türkiye kendi iç sorunları nedeniyle krize 2008'in ortasında girdi. 2008 sonunda da üstüne dünya krize eklendi. Global krizden dolaylı olarak etkilendik. Ülke içinde yaşadığımız sorunlar iç talebi etkiliyor ve durgunlaşma başlıyor. Dışarıdan gelen etki de ihracata olan talebin durmasına neden oluyor. İhracata talep durduğu zaman, sanayi üretimi de azalıyor. Şirketler kapanıyor ve işsizlik başlıyor. İç talep ve dış talepteki durgunluk nedeniyle 2009'a eksi büyümeyle başlıyoruz. Bundan sonrasını yaşayarak göreceğiz.
2008 krizini bugüne kadar yaşadığımız krizlerden ayıran özellikler neler?
1994 ve 2001 krizlerinde Türkiye kendi içindeki döviz çöküşü nedeniyle sorun yaşadı. 1982-1983'te Latin Amerika'da yaşanan kriz bizi etkilemedi. 1998'de Rusya'nın bölünmesinden de etkilendik. Ancak bu kez yaşadığımız dünya çapında bir kriz. 130 milyar dolar ihracat ve 200 milyar dolar ithalat yapan bir ülkeyiz. Bu nedenle de krizlerden etkileniyoruz. Şu anda yaşadığımız kriz, 1994-2001 krizlerine hiç benzemiyor. Bizim bu krizde güçlü olan taraflarımız var. Çünkü 2001 krizinde bankacılık sistemimizi düzenledik. Bu krizde diğer ülkeler kadar hırpalanmayacağız. Bu konuda onlardan daha şanslıyız. Krize, kamunun 70 milyar dolarlık ve bankaların 50 milyar dolarlık döviz rezerviyle girdik. Devletin bütçe açığı ve borcunu 2001'den beri azaltmaya çabalıyoruz. Dünyada bankası batmayan iki büyük ekonomi kaldı. Birisi Türkiye, diğeri Kanada. Bütün bunlara karşılık tasarruf yapmadığımız için cari açığımız var. Bu nedenle riskli sayılıyoruz.
Dünya ve Türkiye nasıl ve ne zaman çıkar?
ABD düzelmeden dünya ve Türkiye'de bir canlanma bekleyemeyiz. Dünyada tasarruf edenler ve üretenler Asya'da, tüketenler ABD ve Avrupa'da yaşıyor. Sorun, yüksek gelir ülkelerinde. Dolayısıyla krizi başlatan ABD toparlanacak ki, Avrupa da onun peşinden gidecek. Türkiye de Avrupayı takip edecek. Şu andaki verilerle krizin ne zaman biteceği ile ilgili bir tahmin yapabiliriz. Ancak önümüzdeki günlerde iyiye de kötüye de gidebilir. ABD ekonomisi 2008'in dördüncü çeyreği ve 2009'un birinci çeyreğinde kötüye gitti. Ancak 2009'un ikinci çeyreğinden sonra ekonomide çok küçükte olsa pozitif gelişme yaşanacağını ve bunun Avrupaya da yansıyacağını söyleyebiliriz. Ama tabii ki zaman ne gösterir bilemeyiz.
Türkiye'de işsizlik zaten vardı, ama krizle birlikte arttı ve yüzde 12'ye ulaştı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Türkiye'de işsizlik yıl içinde dalgalanır, genel olarak işsizlik yüzde 10-11 civarındadır. Özellikle kış döneminde işsizlik artar. Çünkü tarımda çalışılamaz. İşsizlik yüzde 12, hatta yüzde 13 düzeyine çıktı. Bu rakam, şu anki ortama göre normal. Türkiye'deki işçilerin çoğu vasıfsız işçi. Krizden en çok KOBİ'lerde çalışanlar ve küçük esnaf etkilendi.
Krizden çıktıktan sonra Türkiye ve Dünya ekonomiside neler değişecek?
En büyük sorun ABD ve Avrupa'da. Finans alanında bizim 2001'de yaptığımız gibi sağlamlaştırma ve denetim-gözetim reformu yapması, kanun çıkarması ve regulasyon uygulaması gerekiyor. Bitmeyen kriz, havalanıp da yere inmeyen uçak yok. Ama uçağın parçalanmış halde mi ineceği, yoksa tek parça olarak mı ineceği tartışılır. Bence bu kriz, 1929 krizi gibi bir kriz değil. Üretim kapasitesi yok olmuyor, sadece üretim kapasitesinin kullanımı duruyor. Yeniden kredi sistemi çalışıp toparlandığımız zaman aynı üretim kapasitesini kullanmaya devam edeceğiz. Bu dalgalanma daha çok ABD'nin 1990'da ya da 1980'de yaşadığı dalgalanmaya benziyor. Şu anda ABD'de işsizlik rakamı yüzde 8.1. Yüzde 9'a kadar çıkacağı tahmin ediliyor. Bu da 1980'li yılların işsizlik rakamından bile düşük. O dönem işsizlik yüzde 10.5'miş.
2009'un bundan sonraki döneminde Türkiye'yi neler bekliyor?
2009'da Türk ekonomisi negatif büyüme yaşar. Ancak 2001 gibi çok negatif olmaz. Döviz temelli bir kriz yaşamayız. İşsizlik rakamı yüzde 13-14'e ulaşabilir. Birçok küçük şirket kapanır. Ancak dünya 2009'dan 2010'a geçerken toparlanmaya başladığında biz de toparlanmaya başlarız.

|